| | Üretsiz Blog oluştur

istanbul'un üroloji sitesi

 

BÖBREK VE ÜRETER TAŞLARI

Ülkemizde, üriner sistem taşları beslenme ve yaşam koşulları ile kalıtsal nedenlerle görülme oranı oldukça fazladır Çoğunlukla kendini şiddetli bel ve karın ağrıları, idrarda yanma ve idrarda kan görülmesi ile belli ederse de, bazı olgularda uzun süre sessiz kalarak böbrek hasarına ve böbreğin kaybedilmesine kadar giden sonuçlara neden olabilmektedir. Bu yüzden ailesinde taş hastalığı olan ve daha önce taş düşürmüş hastalarda hekimin tavsiyesine göre 6-12 aylık aralıklarla idrar tahlili, röntgen, ultrason ve ilaçlı böbrek filmi ile kontrolden geçmeleri önerilmektedir.
Böbrek taşlarının tedavisinde vücut dışından taşa gönderilen şok dalgalarıyla taşı kırılması yöntemiyle (ESWL) son yıllarda oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.
Şok dalgasının kıramayacağı kadar büyük taşlar genel anestezi ile ciltten 5 milimetrelik delik açılarak kırılmakta ve bu delikten dışarı alınmaktadır. Bu yönteme perkütan böbrek taşı kırma (PCNL) tedavisi adı verilmektedir.
Üreter, yani, böbrek ile mesane arasındaki yaklaşık 20 cm uzunluğunda ve 5 mm çapındaki idrar iletim borucuğuna düşmüş ve idrar geçişini engelleyip, böbreğin idrarla dolup şişmesine yol açan taşlar ise endoskop cihazı (ureterorenoskop) ile görüntülenip üzerine titreşim/darbe uygulanarak tedavi edilmektedir.
Yukarda sözü edilen yöntemlerin hiçbirisi başarılı olmaması durumunda açık cerrahi uygulanmaktadır
(Op.Dr.Orhun Sinanoğlu'na teşekkür ederiz)
 
 
 

ÜROLOJİ GÜNCEL

Pyeloplastide Üreteral Stent Gerekli Mi?
Sheffield Children's Hospital'den yapılan ve Journal of Pediatric Urology dergisinin Ağustos sayısında yayımlanan bir makalede, üreteropelvik bileşke darlığı nedeniyle üreteral stentli ve stentsiz Anderson–Hynes dismembered pyeloplasti operasyonu uygulanan 105 çocuk hasta post-operatif komplikasyonlar açısından incelendi. Stentli pyeloplastinin cerrahiye bağlı komplikasyonları, özellikle de anastomoz bölgesinden olan drenajı azalttığı, dolayısıyla da hastanede kalış süresini ve hidronefrozun erken düzelmesini sağladığı bildirildi. Bunun yanında ise stente bağlı komplikasyonların da göz önünde bulundurulması gerektiği bildirildi.

Türkiye'nin Hipospadiyas Profili Açıklandı
Türk Üroloji Dergisi'nde yer alan bir makalede 7'si İstanbul, 1'i Ankara ve 1'i de İzmir'de bulunan 9 değişik merkezde son 6 yılda hipospadiyas nedeniyle ameliyat edilen hastaların retrospektif olarak değerlendirildiği belirtildi.
2001-2006 yılları arasında hipospadiyas cerrahisi uygulanan 1483 hastanın incelendiği çalışmada başvuru sırasındaki yaş ortalaması 5.8 yıl idi ve hastalar tanının kimin tarafından konulduğu, hipospadiyasın yerleşimi, eşlik eden doğumsal bozukluklar, uygulanan ameliyat tekniği, varsa kateterizasyon türü ve hastanede kalış süresi bakımından değerlendirildi. %57’sinin hipospadiyası bulunduğu annebaba tarafından fark edilmiş iken, %18’i herhangi bir sebeple başvurduğu doktor tarafından, %13’ü doğum sırasında doktor ya da ebe tarafından ve %10’u ise sünnetçi tarafından fark edilmişti. Hastaların 165'i (%11) başvuru sırasında sünnetli idi. Hastaların %77’sine TIP üretroplasti (1141), %11’ine MAGPI (163), %5’ine Mathieu (74) ve 105 hastaya ise diğer cerrahi teknikler uygulanmıştı. Ameliyatta 1160 hasta (%78) üretral yoldan, 251 hasta (%17) suprapubik olarak kateterize edilirken, 72 hastada herhangi bir diversiyon yöntemi kullanılmamıştı.
Görüşerini aldığımız çalışma ekibinden Op.Dr.Cevdet Kaya, TIP üretroplasti operasyonunun günümüzde hipospadiyas cerrahisinde en sık kullanılan teknik olduğunu ve hipospadiyas olgularının yaklaşık yarısının anne-baba tarafından fark edildiği ve maalesef %11’inin başvuru sırasında sünnetli olduğunu belirtti
Kemotörapatik İlaç Sisplatin Erkek İnfertilitesine Yol Açıyor
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji ABD tarafından yapılan çalışmada kemoterapi tedavilerinde oldukça sık kullanılan sisplatinin Y kromozomunda bulunan testise özgü protein üzerindeki etkisi araştırıldı. Urology dergisinde çıkan makalede Prof.Dr.Türkeri ve ark. sıçanlar üzerinde yaptıkları deneysel çalışmada, kontrol grubuna kıyasla sisplatin alan deneklerde belirtilen protein ekspresyonunun azalmış olarak bulunduğu ve bunun da erkek infertilitesi için başka bir mekanizma olabileceği belirtildi

 
Gece sık idrar çıkma obstrüktif uyku apne sendromu ile ilişkili bulundu
Urology haziran ayı dergisinde yeni çıkan bir makalede, Japon araştırmacıların obstrüktif uyku apne sendromu bulunan özellikle genç erkeklerde yüksek oranda noktüri (gece sık idrara kalkma) bulduklarını rapor ettiler. Gifu Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Moriyama ove arkadaşlarının uyku apne sendromu bulunan 73 genç erkekte noktüri ve diğer işeme şikayetlerini araştırdıkları çalışmalarında; noktürinin hastaların %41'inde bulunduğunu saptadılar. Ancak diğer işeme şikayetlerine bakıldığında bu hastalarda sağlıklı bireylere göre fark bulunmadığını gösterdiler. Dr. Moriyama uyku apne sendromu olan daha genç erkeklerde noktürinin işeme bozukluğundan değil de, uyku apne sendrome nedeniyle gözlenen nokturnal poliüriden kaynaklanabileceğini belirtmekte.

Varikosel embolizasyonu erkek infertilitesini düzeltebilir
Varikoseli ve buna ilişkin oligoteratoastenospermi bulunan, yaşları 18 ile 50 arasında değişen 223 klinik infertil erkek hastaya endovasküler olarak spermatik ven embolizasyonu ve skleroterapi uygulanmış. Hastaların %92.4'ünde klinik muayene ve ultrasonografide varikoselin saptanmadığı
ve bu hastalarda 3.ay yapılan semen analizinde sperm motilitesinde ve sayısında belirgin iyileşme olduğu rapor edildi.
Tek merkezde çok sayıda infertil ve varikoseli bulunan hasta ile yapılan bu çalışmada retrograt venöz embolizasyonun değişik semen parametrelerini düzelttiği ve eşlerin yaklaşık üçte birinde gebelik elde edildiği rapor edildi.

 
 
 

Bize Ulaşın

 Op.Dr.Cevdet Kaya

 Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği 
0216 414 45 02 (1794)
Kadıköy-İstanbul

E-mail: drckaya@hotmail.com

0216 326 44 00

GSM: 0505 562 56 03

Etiket :
drckaya
22 Ağustos 2008
04:23
Yorumlar :0
fav